13 Ekim 2017 Cuma

Yola Övgü

Yeşilin her tonu aşk gibi tatlı, ebru gibi birbiriyle ne güzel karışmış. Yollarda olmak muhteşemden de güzel. Küçüklü büyüklü ağaçların dansı, tarlaların sınır çizgisi ve bunların üstünde gökyüzü, bulutlar. Bulutların arasından süzülen güneş ışığı. Şuan Eva Cassidy’yi dinliyorum ‘‘Fields of Gold’’. Birdaha buradan ne zaman geçerim bilmiyorum. Epey ilerdeki küçük çam ağaçlarını görebiliyorum, buraya yolum yeniden düştüğünde o ufaklıklar büyümüş olurlar mı bunu merak ediyorum. Uzaktan burayı izleyen gri-mavi dağlar, sarışın çalılıklar. Toprağın her renginin iç içe geçişindeki sadelik, bunu görebiliyorum. Kendi başına toprağa hükmetmeye çalışan o hırçın ağaç ve kökü toprağı yarıyor, üzerinde solucanlar dolaşıyor. Geçerken başakları da görüyorum. Hafif rüzgar eşliğinde nasıl da dans ediyorlar sen de bak oraya. İşte gördün… Kocaman bir ağaç var şimdi perspektifimizde. Çok yorulmuş gibi duruyor, sararmış solmuş sanki, geniş büyük yapraklarını avuçlarımda hissedebiliyorum. Ve yine kocaman gölgesi var kendi gibi, ah yapma, uzaklaşma.. Affet beni sormadım halini hatrını, halbuki o gölgende oturup kitap okumayı nasıl da isterdim ama geçip gittim. İlerledikçe ilerledim, o kadar uzağım ki o ağaca şimdi. İnsanlar durmuş yol üzerindeki çimenlere basıyorlar. Küçük mavi arabanın etrafında dolaşan  neşeli çocukları görebiliyorum ama onlar da giderek küçülüyorlar. Yollar böyledir, her şeyi küçültür. Yol boyu beni izleyen çam ağaçları yine karşıma çıktı, tek sıra halinde dizilmiş bekliyorlar yeniden. Tüm bunlar olurken Fields of Gold hala kulağımda. Bu şarkılar… Eva Cassidy’nin midesinde oluşan kanserden hep nefret ettim. Öldüğü ve bir daha müzik yapamayacağı gerçeğinden de nefret ediyorum ama Eva Cassidy’e bayılıyorum. Bunlar aklımdan geçerken sen fark etmedin ama bir patikaya çıkıyorum, kenarda bir koyun sürüsü görüyorum, yavaşlıyorum. Koyunlardan biri kuyruğunu aheste aheste sallarken kırmızı yanaklı on iki yaşlarındaki sevimli çobanın nedense koyunun kuyruğunu yakalamak gibi bir işe kalkıştığına şahit oluyorum, gülmekten kendimi alamıyorum. Ne tatlı bir tabloydu bir bilsen. Güneş şimdi ışıl ışıl düşüyor üstüme, bulutları soydu attı üzerinden. Rüzgar tenimi kibarca okşarken gülümsemeye devam ediyorum. Sonra Cyndi Lauper’la ‘‘Girls just wanna have fun’’ı bağırarak söylemeye başlıyoruz. Dans eden her bir hücremi görüyor gibiyim. Ve evet, yollarda olmayı çok seviyorum.  Yollara ait olmayı. Seviyorum.






xox
Rumeysa

3 Ekim 2015 Cumartesi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...