Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Translate

ramenimsi ev çorbası :)

Aigoo!  xx, Ru

Dünyacığım, bir tanesin!

Devasa büyüklükte bir evrenin içinde, toz zerreciği kadar küçük kalan bir gezegende halen neyin kavgasını yapıyoruz anlamıyorum...  Kainat muhteşem ve insanoğlu bu bencillikte giderse evrenin kıymetini asla bilemeyecek... Her neyse... 

bir gram hayal

Şimdi kaloriferli , sıcacık bir apartman dairesinde olmaktansa, bir köyde çıtır çıtır yanan sobanın başında huzur dolu bir yerde olmayı tercih ederdim. Beton dolu caddeler içinde sıra sıra dizilmiş binalardan birinde büyüdüm. Hiç sobalı bir evim olmadı. Köyüm de olmadı. İsterdim ki köyüm olsun ,  en azından ayda birkaç kez doğaya yakın olabileyim. Şehrin gürültüsü , sıkıntısından kaçıp köy evime gideyim.... Belki ilerde olur bilemiyorum daha çok gencim... Köy yaşantısından nefret edenler bu sözlerimi çok primitif bulabilir, normaldir... Lakin insanoğlu zaten topraktan gelen bir varlık. toprağı özlemek, ona ayak basmayı istemek garip karşılanmamalı... Şuan bir köy evinde, dışarda yağan yağmuru izlemek istiyorum... Sobada kızaran ekmeklerin kokusu burnuma gelsin, sonra çıtır çıtır kızarmış ekmeğime tereyağı süreyim... Sevdiklerimle gülüşmelerimiz yankılansın radyasyonsuz duvarlarda.... Doğayla , huzurla ve ailemle iç içe... Mis gibi bir mutluluk... Doğa ve doğallık bize ancak huzur ge

kuruluk ve kuraklık

Küreselleştik... Isındık durduk. Doğa'yı tahrip ettik resmen. Ve giderek kuruyor, çölleşiyoruz ne yazık ki! İnsan olmak lüks yaşamak betonlar içinde yığılıp kalmış rezidanslarda yaşamak değil. Belki bu şahane ağaçlar içinde bir iki nefes alsak kendimizi daha çok 'insan' hissederiz... Lütfen ağaç dikelim... Topraktan koptuk lakin O'na geri dönelim... Af dileyelim kainattan... Doğa için birşeyler yapalım. Tüketime son verip üretelim birşeyler... Elimizi toprağa değdirelim... Çiçekleri , mis kokulu meyveleri ruhumuza armağan edelim... İnsan olmak doğaya zarar vermemektir! Lütfen koruyup gözetelim kainatımızı.... Bize emanet olan toprakları kalbimiz gibi koruyalım....

Sonbahar...

İşte yine son bahar... Bunaltıcı sıcaklar el salladı , veda etti:) Sıcak hava ''hoşçakalınnn'' dedi. Yazı severim lakin güneşe karşı sere serpe uzanan , bronzlaşmak için elinden geleni yapan insanlardan değilim. Bronz olmaya ergenken bayılırdım ama artık pek sevmiyorum. Bol bulutlu serin havalara bayılırım.... Hatta mis gibi kar yağsın . Kar yollara döksün beyazlığını... Yürürken kütür kütür sesler çıkarsın botlarımın altından...  Evet evet kar gelsin, hoş gelsin... sefalar getirsin artık :))  Rumy seni çok seviyor KAAAAAAARRRRR! ru, xx