Ana içeriğe atla

Translate

Yağmurlu gün mahmurluğu ve Nicholas Sparks filmleri


Hey, sevgili muggle'lar ve büyücüler... Eylül'e ve yağmurlu günlere çok teşekkürler. Yağmurlu günlerde yatağınızdan çıkmamak, sıcacık evinizde kalıp(!) (----sanki hiç iş/ders yok, ya da pandemi yüzünden çok gezebiliyoruz da---) film izlemek ve kısaca kategorize etmek gerekirse birkaç romantik film izlemek istiyorsanız Nicholas Sparks filmleri tam size göre. :) 

Nicholas Sparks bir aktör ya da yönetmen değil, kendisi bir yazar ama filmlere uyarlanan o kadar çok kitabı var ki Hollywood filmlerinin romantik film açığını (böyle bir açık varsa...) kendi başına kapattığını söyleyebiliriz. Üretkenliği ve başarısı açısından kendisine 21. yy'ın Amerikan edebiyatının ve Hollywood'un JK Rowling'i diyebiliriz.

Hadi son yıllara damga vurmuş birkaç Nicholas Sparks adaptasyonu güzelliğe göz gezdirelim...  Muhteşem göl manzaraları, su üstünde süzülen bir kayıkta geçen romantik, çekingen ya da hüzünlü anlar, pastoral romantizm, güneyli cazibesi, geri dönmek.. :) Nicholas Sparks kitaplarının ve filmlerinin olmazsa olmazları :) Aslında ''hadi bir romantik film izliyim'' diyen biri değilim ama kendisinin hemen hemen tüm kitaplarını okudum, filmlerin hepsini izledim, favorim olanların en az birini ya da pek çoğunu sizin de izlediğinize eminim :)  


Notebook - 2004




Filmi özet geçmiyim ama... Zengin kız fakir oğlan :) Asla eskimeyen klişe, 40'lı yıllar, güneyli cazibesi, gençlik, zıtlıklar, savaş, kavgalar, tutku, bitmeyen aşk. Bunlar bir araya gelince unutulmayan kitabın unutulmayan filmi ortaya çıktı işte. Teşekkürler Nicholas Sparks! :) 




A walk to remember- 2002


Şu filmin birkaç ay sonra YİRMİ yaşında olacağına inanamıyorum...  Üzerinden onca yıl geçmesine rağmen hala çok güzel... 

Okulun popüler çocuğu başını belaya sokup ceza alınca okuldaki tiyatro kulübüyle çalışmak zorunda kalır. İçe kapanık, zeki, gösterişsiz bir kız olan Jamie ile rolünü çalışması gerekir. Arkadaş grubuyla birlikteyken sık sık saçmalayıp Jamie ile dalga geçtikleri halde zamanla hatasını fark eder ve arkadaşlık kurarlar.  Jamie sayesinde hayata bakışı değişecektir. Saf aşk ve gençlik... Teşekkürler Nicholas Sparks... :)




Safe Haven- 2013



Sahil kasabasına gelen gizemli genç kadın otobüsten iner ve limandaki dükkandan kahve alır,  otobüs yola devam edecektir ama o binmez ve orada kalmayı tercih eder. Kasabada kendine yeni bir hayat kurmak ister, kahve aldığı dükkanın sahibi iki çocuklu dul bir adama gönlünü kaptırır, mutlu olmayı ister ama onu takip eden geçmişi buna izin verecek midir?  

Nicholas Sparks'ın sonuyla en çok şaşırttığı filmlerden biri...  Teşekkürler Nicholas Sparks! :)


                                                The Choice-2016



Öyle güzel bir kitap, öyle güzel bir film ki! Her zamanki gibi güneyli cazibesi ve aşk! :) Tıp fakültesi öğrencisi Gabby bir akşam komşusu Travis'e gürültüsü yüzünden sataşmak ister, o arada tanışırlar. Travis bir veterinerdir ve Gabby'nin köpeği hamile olduğu için Travis'e işi düşer. Erkek arkadaşı iş seyahatine çıkınca komşusu ile fazla zaman geçirmeye başlayacaktır...

Bir filmi böyle anlatmak komik :) Anlatabileceğimden çok daha güzel... Çok daha nefis bir film. Teşekkürler Nicholas Sparks!...


Bu birinci bölüm olsun, ikinci bölümde diğer nefis adaptasyonlarda görüşmek üzere :)) 


Sevgiler, Rumeysa


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

“Geç Kalmak İçin Henüz Erken... | Kaybedilmiş Potansiyel, Ukdeler, Pişmanlıklar ve İkigaiye Ulaşmak” Yayında!

Merhaba... Siz de bir keşmekeşin, içe oturan hırçın bir saçmalık ağının içinde misiniz?  Bu ara sıra hepimize olur... Vazgeçtiklerimiz, arkamızda bıraktıklarımız, ukdeler, pişmanlıklar ve kaybedilmiş potansiyel hortlak gibi peşimizdedir. Ne zaman soluklanıp ne kadar ileri gittiğimize bakmak için bir durup arkaya baksak, o malum kaybedilmiş potansiyel ve ukdeler hep oradadır. Tıpkı huzursuz bir hortlak gibi.  İşte bu yüzden Operadaki Lamba Cini Podcast’de geçen hafta bunu konuştum... Yeni bölümü hemen dinleyebilirsiniz... Operadaki Lamba Cini Podcast’e 🍎’dan ya da Spotify’dan ulaşabilirsiniz...  Sevgiyle Kalın, olur mu?  Xoxo, Rumeysa

“Kozmik Bebeğim Bob Dylan...” yayında!

Merhaba muggle aleminin sevgili sakinleri... Operadaki Lamba Cini Podcast için yeni bir bölüm yayınladım! Bir ozan, şair, ressam, baba, dede, radyo dj’i, pek çok şiir kitabının, otobiyografinin, sayısız şarkının yazarı,bestecisi... Oscar ve Nobel ödüllü söz yazarı, harika bir müzisyen... Rumy için ise kozmik bebeği, paralel evrendeki kocası, kuzu kafalısı, biricik Bob Dylan’ı... Bu bölümde geçtiğimiz Mayıs’ta 83. yaşına giren ama Rumy için yaşı hep 24 olan üstadın, Bob Dylan’ın geçmiş doğum gününü ve yaşamını kutluyoruz... Ayrıca “birazcık” Dylan fantezisi yapıyoruz...   İyi ki doğdun Bob Dylan... 🎊

So Hyang'cılar burada mı? Günün şarkısı bana gelsin.

Hey...  Nasılsınız? Bu posta denk geldiğinizde gününüz nasıl geçiyordu acaba... Umarım hayat size nazik davranıyordur ve her şey yolundadır. Misty'nin tüm zamanların en en en güzel şarkılarından biri olduğuna eminim ama onu So Hyang'dan dinlemek sanki bir melek omzunuza oturmuş da sizin için Misty söylüyormuş gibi hissettiriyor. :) So Hyang'ın müzik kariyeri uzuuuuun yıllara dayansa da benim küçük dünyama dahil oluşu son 5-6 yıl içinde oldu. Emre Yücelen'in So Hyang'la ilgili bir analizine denk gelmiştim galiba ve o günden sonra da dinlemeyi bırakamadım. So Hyang öyle tatlı bir insan kiiiii! Mütevazi, iyi kalpli ve son derece ayakları yere basan bir sanatçı :) Umuyorum ki bana da, bize de birgün O'nu canlı dinlemek ve bulutlarda uçmak nasip olur :)  Şimdi bunları okurken bir yandan So Hyang'ın nefis sesini dinliyorsanız ve kendisiyle ilgili daha çok fikir sahibi olmak istiyorsanız Emre Yücelen'in Stüdyo Sohbetleri'ne bakabilirsiniz, So Hyang ile Kore...