Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kitaplar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Translate

Kitaba Övgü

Bütün İbrahimi dinlerde ya da pek çok inanışta, pek çok disiplinde hayata yalnızca bir kez geldiğimize inanırız. Yalnızca bir kez. Tek seferlik bir bilet. Sadece bir yolculuk . Hal böyle olunca insan elindeki tek yaşama, tek dünyaya tutunuyor, yaşayabileceği tek hayata sıkıca bağlanıyor ama tek bir yaşam dahi olsa, tek bir bilet de olsa elinde bence yüzlerce, binlerce hayat yaşamak mümkün... Size söylemem gerekir ki ben binlerce hayat yaşadım , binlerce insan tanıdım, binlerce adam ve kadın sevdim, apayrı evrenlere, apayrı boyutlara, apayrı türlere, apayrı yaşamlara dokundum, çocuk oldum, kadın ya da adam oldum, dünyaları gezdim, dünyaları dolaştım, dünyaların kraliçesi, prensesi ya da kralı oldum, belki savaştım, seviştim, barıştım ya da terkettim, sonra yaşlandım, tecrübe edindim ve belki de veda ettim. Bunların hepsi, yaşadığım tüm hayatlar, gezindiğim tüm dünyalar ziyaret ettiğim tüm medeniyetler kitapların içindeydi.  Kitaplar... Evet o büyülü sayfalar. Benim yüzlerce, binlerc...

Düşmüş Bir Kadın'dan Geriye Kalanlar; "La traviata"

Operadaki Lamba Cini Podcast'in yeni bölümü sizlerle! Bu bölümde yine sanattan, tüm zamanların en çok sahnelenen operalarından birinden bahsedeceğiz. Ve dolayısıyla bir kitaptan, bir aşk öyküsünden.. Yaşanmış bir aşktan... İster fahişe, ister iffet timsali bir nur yumağı olsun insanın kalbi pompalandığı müddetçe hayata anlam yüklemeye devam ediyor, birini sevmeye devam ediyor. Aşk ne gizemli şey... Kimi seveceğinize, kimin kalbine damla damla akacağınıza (çoğu zaman) siz karar veremiyorsunuz. Hani su akıyor ve yolunu buluyor ya, aşk da damla damla birine doğru akıyor kendi yolunu buluyor, birini sevmek denilen o şey... öyle ya da böyle oluyor işte. Bu bölümde zamanında çok sevilmiş bir kadını konuşacağız, anısı hala yaşayan o kadın... Peki kimdi o kadın?  Bundan 198 yıl önce Normandiya'da bir yerlerde siyah gözlerini Dünya'ya açtı Alphonsine Rose Plessis...  Marie ve Marin çiftinin kızlarından biriydi, annesi kocasının eziyetlerine dayanamayıp kızlarını geride bırakarak evi...

Deliliğin dağlarında gezen bir kız, "Lucia Di Lammermoor."

Merhaba muggle'lar, ev cinleri, tek boynuzlu atlar! Merhaba mugglelar ve daima muggle kalanlar... Ah size de merhaba ruh emiciler ve ölüm yiyenler! Bu postu okurken bir yandan da   podcast yayınını Apple Podcast'lerden,  Spotify'dan ,  Anchor'dan  hemen şuan dinleyebilirsiniz!   Nasılsınız? Umarım iyisinizdir :) Geçen hafta opera' yla ilgili bir yazı dizisine başlama kararı alınca hız kesmeden devam etmek istedim! Yayyy! Ve en en ennnn sevdiğim operayla konumuza devam etmek istiyorum. Lucia Di Lammermoor 'la. Kısaca söz etmek gerekirse Gaetano Donizetti 'nin üç perdelik trajik operası, Sir Walter Scott 'un Lammermoor Gelini isimli kitabından uyarlandı, İtalyanca librettosunu Salvatore Cammarano yazdı, galası da 1835'de Napoli'de yapıldı. 1835!!! Nerdeyse 200 yıl önce...  Zaman ne hızlı değil mi?  Zaman öyle hızlı ki, ben şuan burada oturmuş bunları yazarken bu Dünya'dan Janet Dalrymple isimli bir kızın geçip gittiğini neredeyse kimse hatı...

Operadaki Lamba Cini Podcast Trailer

Herkese merhaba, Operadaki Lamba Cini Podcast sizlerle :) Doğa'dan, sanattan, filmlerden, dizilerden, kitaplardan, Harry Potter'dan, kahveden, kamptan... Kısaca canım ne isterse ondan konuşuyorum. Sizi de beklerim :) Operadaki Lamba Cini Podcast'e Apple Podcast'ler den,  Anchor'da n ve  Spotify'dan  ulaşabilirsiniz. Apple Podcast'de, Spotify'da, Anchor'da abone olabilirsiniz, böylece bir sonraki podcast yayınlandığında haberdar olabilirsiniz.  https://anchor.fm/operadaki-lamba-cini https://open.spotify.com/episode/4UMGXU6WoxUXYaZS7aMkGd?si=d7d37a291a9a463c Sevgiler,  Rumeysa x

Bir alışverişkoliğin karadeliği, Diderot etkisi'nin günümüze uzantısı.

Eski alışverişkoliklerden bir alışverişkolik... 18.yüzyıl maddi açıdan pek çok insana kaba davrandı, bu nezaketsizlikten nasibini alanlardan biri de ünlü anti klerikal-düşünür ve yazar Denis Diderot idi. Kendisi döneminin bazı yazarları gibi yoksul düşmüş ve sıkıntı çekmiştir. Bir gün Diderot'un para sıkıntısı çektiğini duyan Çariçe 2. Katerina buna üzülür ve Diderot'a bir iyilik yapmak ister, kendisine 25 yıllık maaş ödemesi yapar ve kütüphanesini satın alır. Artık Diderot için güzel günler kapıdadır, arkadaşlarından biri ünlü düşünüre kırmızı kadifeden gıcır gıcır bir sabahlık hediye eder. Tüm sıkıntılarının geçtiği anda Diderot o nefis kırmızı sabahlığıyla etrafta dolaşır, masasına oturur, bir eski püskü masasına bir de güzel sabahlığına bakar. Üzerindeki sabahlıkla uyum gösteremeyen masayı kendine yakıştıramaz, derhal masayı değiştirmek ister. Masadan sonra resimleri, duvar halılarını, koltukları, sandalyeleri... Kısaca evindeki her şeyi baştan aşağı değiştirir. Çektiği onc...

Yağmurlu gün mahmurluğu ve Nicholas Sparks filmleri

Hey, sevgili muggle'lar ve büyücüler... Eylül'e ve yağmurlu günlere çok teşekkürler. Yağmurlu günlerde yatağınızdan çıkmamak, sıcacık evinizde kalıp(!) (----sanki hiç iş/ders yok, ya da pandemi yüzünden çok gezebiliyoruz da---) film izlemek ve kısaca kategorize etmek gerekirse birkaç romantik film izlemek istiyorsanız Nicholas Sparks filmleri tam size göre. :)  Nicholas Sparks bir aktör ya da yönetmen değil, kendisi bir yazar ama filmlere uyarlanan o kadar çok kitabı var ki Hollywood filmlerinin romantik film açığını (böyle bir açık varsa...) kendi başına kapattığını söyleyebiliriz. Üretkenliği ve başarısı açısından kendisine 21. yy'ın Amerikan edebiyatının ve Hollywood'un JK Rowling'i diyebiliriz. Hadi son yıllara damga vurmuş birkaç Nicholas Sparks adaptasyonu güzelliğe göz gezdirelim...  Muhteşem göl manzaraları, su üstünde süzülen bir kayıkta geçen romantik, çekingen ya da hüzünlü anlar, pastoral romantizm, güneyli cazibesi, geri dönmek.. :) Nicholas Sparks kita...

Küçük Prens sinemalarda!!!

''Senin gezegenindeki insanlar'' dedi Küçük Prens. ''Tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yinede aradıklarını bulamıyorlar...'' ''Evet bulamıyorlar '' diye yanıtladım onu. ''Halbuki,aradıkları tek bir gülde ya da bir yudum suda olabilir.'' ''Haklısın'' dedim.Bunun üzerine küçük prens şöyle dedi: ''Ama gözler gerçeği görmez ki.Yüreğiyle aramalı insan.'' “Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de, hiç arkadaşları olmaz. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!” “Ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens. “Çok sabırlı olman gerekiyor. Önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. Ben gözümün ucuyla seni izleyeceğim, sen hiçbir şey söylemeyeceksin. Sözcükler yanlış anlamalara neden olurla...