Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Sanat etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Translate

Turan'ın Kızı ve İsimsiz Bir Prens'in Bilmece Gibi Aşkı; "Turandot" bölümü yayında!!

Merhaba millet! Operadaki Lamba Cini podcast'in yeni bölümü yayında! Umut, Kan ve Turandot...  Turandot neydi? Kimdi? Bilmecelerini kim bilecekti? Umut mu kazanacaktı... Yoksa prenses mi?   Sahi kimdi o isimsiz prens?   Turandot'un içinize işleyecek soğuğuna karşı, ismi olmayan bir yabancının umuduyla ısınmaya hazır mısınız? Bu bölümde Rumy, sizi de yanına alıp epey uzaklara, Çin'e gidiyor. Yol üstü Turandot'un öyküsünün tohumlarının atıldığı Pers coğrafyasına uğruyor, oradan asırlara, asırları aşıp kıtalara, kitap ciltlerine, tiyatro sahnelerine, opera sahnelerine, Puccini'nin son operası ve ölümsüz eseri olan Turandot'a dokunuyor...  Yeni bölüme  buradan ,  şuradan  ya da Apple podcast'lerden ulaşabilirsiniz! Sevgiler,  Rumeysa Xx

Düşmüş Bir Kadın'dan Geriye Kalanlar; "La traviata"

Operadaki Lamba Cini Podcast'in yeni bölümü sizlerle! Bu bölümde yine sanattan, tüm zamanların en çok sahnelenen operalarından birinden bahsedeceğiz. Ve dolayısıyla bir kitaptan, bir aşk öyküsünden.. Yaşanmış bir aşktan... İster fahişe, ister iffet timsali bir nur yumağı olsun insanın kalbi pompalandığı müddetçe hayata anlam yüklemeye devam ediyor, birini sevmeye devam ediyor. Aşk ne gizemli şey... Kimi seveceğinize, kimin kalbine damla damla akacağınıza (çoğu zaman) siz karar veremiyorsunuz. Hani su akıyor ve yolunu buluyor ya, aşk da damla damla birine doğru akıyor kendi yolunu buluyor, birini sevmek denilen o şey... öyle ya da böyle oluyor işte. Bu bölümde zamanında çok sevilmiş bir kadını konuşacağız, anısı hala yaşayan o kadın... Peki kimdi o kadın?  Bundan 198 yıl önce Normandiya'da bir yerlerde siyah gözlerini Dünya'ya açtı Alphonsine Rose Plessis...  Marie ve Marin çiftinin kızlarından biriydi, annesi kocasının eziyetlerine dayanamayıp kızlarını geride bırakarak evi...

Deliliğin dağlarında gezen bir kız, "Lucia Di Lammermoor."

Merhaba muggle'lar, ev cinleri, tek boynuzlu atlar! Merhaba mugglelar ve daima muggle kalanlar... Ah size de merhaba ruh emiciler ve ölüm yiyenler! Bu postu okurken bir yandan da   podcast yayınını Apple Podcast'lerden,  Spotify'dan ,  Anchor'dan  hemen şuan dinleyebilirsiniz!   Nasılsınız? Umarım iyisinizdir :) Geçen hafta opera' yla ilgili bir yazı dizisine başlama kararı alınca hız kesmeden devam etmek istedim! Yayyy! Ve en en ennnn sevdiğim operayla konumuza devam etmek istiyorum. Lucia Di Lammermoor 'la. Kısaca söz etmek gerekirse Gaetano Donizetti 'nin üç perdelik trajik operası, Sir Walter Scott 'un Lammermoor Gelini isimli kitabından uyarlandı, İtalyanca librettosunu Salvatore Cammarano yazdı, galası da 1835'de Napoli'de yapıldı. 1835!!! Nerdeyse 200 yıl önce...  Zaman ne hızlı değil mi?  Zaman öyle hızlı ki, ben şuan burada oturmuş bunları yazarken bu Dünya'dan Janet Dalrymple isimli bir kızın geçip gittiğini neredeyse kimse hatı...

Operadaki Lamba Cini Podcast Trailer

Herkese merhaba, Operadaki Lamba Cini Podcast sizlerle :) Doğa'dan, sanattan, filmlerden, dizilerden, kitaplardan, Harry Potter'dan, kahveden, kamptan... Kısaca canım ne isterse ondan konuşuyorum. Sizi de beklerim :) Operadaki Lamba Cini Podcast'e Apple Podcast'ler den,  Anchor'da n ve  Spotify'dan  ulaşabilirsiniz. Apple Podcast'de, Spotify'da, Anchor'da abone olabilirsiniz, böylece bir sonraki podcast yayınlandığında haberdar olabilirsiniz.  https://anchor.fm/operadaki-lamba-cini https://open.spotify.com/episode/4UMGXU6WoxUXYaZS7aMkGd?si=d7d37a291a9a463c Sevgiler,  Rumeysa x

Opera 101

Eğer sanat devasa bir krallık olsaydı, opera en güzel köşede kendi tahtına kurulur başındaki taçla süzülürdü. Sanat bir su birikintisi olsaydı, opera bütün suların birleştiği o çağlayan kaynak olurdu. Sanatın her dalı ayrı ayrı göz kamaştırıcı, ruh okşayıcı, nefes kesici, büyüleyici güzellikte. Fakat bana kalırsa opera sanatın en üst formu, hiç bir sanat formu yok ki opera kadar muazzam, opera kadar kapsayıcı olsun. Opera hayattadır, tıpkı aşk gibi, kıskançlık gibi, nefret ya da pişmanlık gibi insancıldır, opera sizden bir parçadır. Opera size canlı canlı film de izletir, kitap da okutur, müthiş tabloları da keşfettirir, harikulade notalarla kulaklarınıza öpücük de kondurur ve daha neler neler yapar... :) Opera'nın size çok uzak olduğunu düşünüyorsanız, aslında çok yakınınızda olduğunu söylemek isterim. Siz aslında pek çok aryaya, pek çok operaya aşinasınız. Sevil Berberi'nden Lakme'ye, Turandot'dan La traviata'ya, Sihirli Flüt'den Figaro'nun düğünü'ne v...

Server Demirtaş'ın aşık olunası sanatı

Merhaba sevgili muggle'lar, Bu evrende aynı zaman diliminde ve coğrafyada yaşadığımız öyle insanlar var ki bir tanısak sanatları karşısında ağzımız açık kalır, Stendhal gibi ayılıp bayılırız. Sanatlarına, emeklerine, akıllarına hayran olunası öyle insanlar var ki kalbinizde koca bir saygı sarayı inşa ederler. Benim için ve pek çok insan için Server Demirtaş o saygı duyulası insanlardan biri. Çağımız heykeltraşlarının en özgün, ennnn biriciklerinden biri :) Eserlerinde aklınıza gelebilecek her türlü malzeme var ve sanatçı heykellerinin kinetikliğini sağlarken yazılım dahi kullanmıyor ama onları hareket ettirmenin bir yolunu buluyor! :) Heykellerine baktıkça insanı insan aklının derin katmanlarında bir yolculuğa çıkarıyor... Bravo Sevgili Server Demirtaş... Ellerinize ve kalbinize sağlık. Türk ve Dünya gençlerine sanatınızla, anlatmak istediklerinizle, kalbinizle böyle eşsiz bir örnek olduğunuz için sonsuz  teşekkürler!      Sevgiler,  Rumeysa x

İçinizi ısıtacak Kore filmleri kuşağı, haftanın filmi "Wonderful Nıghtmare" :)

Merhaba sevgili mugglelar, Söz konusu Kore filmleri olunca adeta gözlerim ışıldıyor. Kore filmlerini, dizilerini, kültürünü, insanını ÇOK SEVİYORUMMM! Bu haftanın filmi, Wonderful Nightmare! Bu filme bayılıyorum, arada açıp izler ve iyi hissederim :) Küçüklüğünde yaşadığı talihsiz olaylar sonucu yoksul ve tek başına kalan Yeon-woo, hayata karşı öfkelidir. Büyüdüğünde çok başarılı, bağımsız ve güçlü bir kadın olmak ister, yıllar geçer ve hayatı sahiden istediği gibi olur. Son derece başarılı, bağımsız, güçlü ve yalnız bir avukattır ancak mesleğinin gereğini yaparken kalbini ve sağduyusunu kullanmayı akıl edemez. Bir gece lüks arabasıyla evine dönerken kaza geçirip kendini ahirette bulur :) Ahiretteki yetkililerin onu yanlışlıkla öteki tarafa çektikleri anlaşılınca geri kalan ömrünü yaşamasına izin verilir, bir an önce hayata geri dönmek ister ama dönmeden önce komadaki başka bir kadının kalan bir ayını kendisi yaşamak zorundadır, ahiretteki yetkililerin teklifini kabul eder ve u...

Korecanlar burada mı? Son Ye-Jin aşkına! En güzel filmleri ve dizilerini konuşuyoruz :))

Sevgili Korecanlar, burada mısınız? :))  Ben buradayım ve yüzümdeki kocaman sırıtışla bu postu yazıyorum :) Siz de gülümsemeye başladıysanız Son Ye-Jin'i muhtemelen benim kadar seviyorsunuz. :) Son Ye-Jin'in hayatını ya da rol aldığı tüm yapımları uzun uzun konuşmaya gerek yok.  Aslına bakarsanız rol aldığı her şeyi izlediğimi söyleyemem :) Fakat en favori Kore'li kadın oyuncum olduğunu söyleyebilirim. Kendisini genel olarak herkes pek bir seviyor, bu sevginin sebebi minnoş sevimliliği, güzelliği, yeteneği ve karakteri elbette :) Son Ye Jin'in güzel bir kalbi olduğunu düşünüyorum ve ömrünün de kendisi gibi güzel olmasını diliyorum, umarım gamzesinde uykuya dalınası taşşşş Hyun Bin ile ve doğmak üzere olan çocuklarıyla uzun ve güzel bir ömürleri olur :) Son Ye Jin'in pek çok güzel filmi var fakat ben şuan sadece üç tanesini paylaşmak istiyorum!  * Haftanın ilk Son Ye-Jin filmi, Klasik !!!! 2003 Ablama sorsak şuan size bunun en sevdiği romantik Kore filmi olduğunu söy...

Yağmurlu gün mahmurluğu ve Nicholas Sparks filmleri

Hey, sevgili muggle'lar ve büyücüler... Eylül'e ve yağmurlu günlere çok teşekkürler. Yağmurlu günlerde yatağınızdan çıkmamak, sıcacık evinizde kalıp(!) (----sanki hiç iş/ders yok, ya da pandemi yüzünden çok gezebiliyoruz da---) film izlemek ve kısaca kategorize etmek gerekirse birkaç romantik film izlemek istiyorsanız Nicholas Sparks filmleri tam size göre. :)  Nicholas Sparks bir aktör ya da yönetmen değil, kendisi bir yazar ama filmlere uyarlanan o kadar çok kitabı var ki Hollywood filmlerinin romantik film açığını (böyle bir açık varsa...) kendi başına kapattığını söyleyebiliriz. Üretkenliği ve başarısı açısından kendisine 21. yy'ın Amerikan edebiyatının ve Hollywood'un JK Rowling'i diyebiliriz. Hadi son yıllara damga vurmuş birkaç Nicholas Sparks adaptasyonu güzelliğe göz gezdirelim...  Muhteşem göl manzaraları, su üstünde süzülen bir kayıkta geçen romantik, çekingen ya da hüzünlü anlar, pastoral romantizm, güneyli cazibesi, geri dönmek.. :) Nicholas Sparks kita...

Küçük Prens sinemalarda!!!

''Senin gezegenindeki insanlar'' dedi Küçük Prens. ''Tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yinede aradıklarını bulamıyorlar...'' ''Evet bulamıyorlar '' diye yanıtladım onu. ''Halbuki,aradıkları tek bir gülde ya da bir yudum suda olabilir.'' ''Haklısın'' dedim.Bunun üzerine küçük prens şöyle dedi: ''Ama gözler gerçeği görmez ki.Yüreğiyle aramalı insan.'' “Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de, hiç arkadaşları olmaz. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!” “Ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens. “Çok sabırlı olman gerekiyor. Önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. Ben gözümün ucuyla seni izleyeceğim, sen hiçbir şey söylemeyeceksin. Sözcükler yanlış anlamalara neden olurla...

Mükemmel mi?

Mükemmel şeylere sahip olmak için önce neyin mükemmel olduğuna karar vermek lazım.  Asla mükemmel arayışına girmeyin. O kendiliğinden gelir sizi bulur. Etrafımda binlerce insanın koşturup durduğunu görüyorum. Kimi iyi niyetle, kimi çılgınca sebeplerle eğlence peşinde kimi de yaşadığı gezegene ihanet etmek için var gücüyle kötü adam'lık oynamakta. Herşeyi kenara bırakıp nefes almak gerek. Bazen mükemmel anlar bizi çevrelediği halde bir türlü göremeyiz. Geçen kıştan beri tek bir post bile yazmadığımı fark ettim. Bu süreçte neler oldu neler bitti anlatmak güç. Sadece posttan da anlaşılacağı üzere mükemmelliğin anlamına varıyorum yavaş yavaş. Siz ne kadar çaba sarf ederseniz edin, ne denli dilerseniz dileyin herşey olacağına varıyor. O bulutlar illa gökyüzünde dönüyor,  o oksijen illa ciğerlere doluyor, o kuşlar illa bir yerlerde ötüyor , o tatlı çocuklar hala gülüyor.  Kısa ve öz haliyle hayat bu işte. Bir su ne kadar laminer akarsa o kadar durağanlaşır. Bir hava ne kadar...

Atlı karınca aşkına!

      En son ne zaman atlı karıncaya bindiniz? Ya da en son ne zaman bir atlı karınca gördünüz? Muhtemelen şöyle bir durup düşündünüz ve hatırlayamadınız değil mi? Luna parklarda ya da modern alışveriş merkezlerinin eğlence salonlarında duran ve keşfedilmeyi bekleyen bu dünya tatlısı şeyleri size bir hatırlatmak istedim. Atlara aşık olduğumu en güzel örneklerinden biri olan Akhal Teke ile  burada  da anlatmıştım ancak böyle güzel bir örneği keşke daha önce vermiş olsaydım diyorum. Çünkü atlı karıncalar bence hem başarıyla tasarlanmış düzenekler, hem de güzeller güzeli bir görsel şölen sunan müthiş sanat eserleri. Mesela yukarıdaki atlı karıncaları ele alalım, sahiden de hepsi çok hoş! Işıl ışıl olmaları yanı sıra, atların her biri üzerindeki özgün figürler, capcanlı renkler-desenler insanın gözünü kamaştırıyor. Sanki ufak bir alana hakim kişisel birer mutluluk karnavalı gibiler. Bana k...

paul cadden

Hiperrealizm'den o kadar çok bahsettim, o kadar çok örnek ekledim ki bloğuma... Belki bıktınız. Lakin sanat'ın realist olanına doyum olmuyor. Hiperrealist olanına ise hiç doyum olmuyor... Bu nefis çizimlerde Paul Cadden'in...  Ayrıca bkz.  iman  maleki,  alyssa  monks,  taner  ceylan vs vs. Sevgiler! R.

2 resim arasındaki 5 farkı bulunuz

Hiperrealizm sanatından burada  ,  şurada  ,  orada  ve tekrar  burada  bahsetmiştim. Şimdide harika bir örnek daha vermek istedim. İşin içine hiperrealist ressamlar girince hangisi çizim hangisi gerçek resimlere bakarken ayırt etmek tek kelime ile İMKANSIZ oluyor! Hiperrealizm işte böyle şahane birşey :)) Fazla merakta bırakmadan ben size söyleyeyim. İlk resim David Niddrie'nin bir boksörü çektiği fotoğraf , 2.si ise Türk sanatçı Taner Ceylan'ın çizimi! Woa... Sanat ne günlere geldi öyle değil mi :))  Helal :) Rumeysa x