Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İhtimaller ve Hatıralar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Translate

Yine Yayındayız! 🫠Podcastlerin Podcasti Geri Döndü! (Cidden) | 2026’nın İlk Bölümü - Yıl Yeni, Kararlar Eski…

Merhaba! Yılı sonlandırıp yeni yıl gelmişken aklınızda ne oluyor? Aa hayır hayır,  bindirimler, paçasından pislik sallanan mevzular, tepemizde tepinenler... Salıverilen onlarcasına ağzını açıp tek kelime edememin verdiği çıldırtıcı sinir bozukluğu ve dünya tatlısı vergileri, çoluk çocuğunuzun nasıl şeker bir dünyaya geldiğini ve diğer birsürü çürümüşlüğü, onlarca şeyi falan... Amaaaaan, bırakın bunları bir kenara.  Kaygı maygıyı geçin, başka ne oluyor aklınızda? Ne haber ruhunuzdan?  Felsefi bir sorgulamaya, içsel ıslah çalışmalarına girişen bir tek ben olamam herhalde, değil mi?  İnsan yeni bir yıla girebilmişken biraz da ümitvar olmalı. Biraz iyileştirme ve bakım çalışmalarına girmeli. Birazcık. Ahh, bu bölümde bir şeylere değindik elbette, daha sakin bir şeylere 💕 B u bölümde yeni yılı ve eski kararları konuştum. Dinleyen kulaklarınızı öpüyorum... 🤭😘 Hemen  şuracıktan  ya da Apple Poscast'lerden dinleyebilirsiniz...  Xoxo, Rumy 💝

Yılın Bu Zamanı 🌬❄️💙🪽

Merhaba 🙋🏼‍♀️ Yine takvim resetlendi, yine kar düştü toprağa. İnanamıyorum doğrusu, kar sahiden düştü! Kurak kuru kabuk gibi nice kışın ardından kar düştü toprağa...  Seviyorum bu hissi, eskiden hep anlatırdımya; O botlar altındaki kıtırdayan çıtırdayan karın sesini.  Belki de kar kıkırdıyordur şimdi.  Yine kavuştuk diye... 🌬❄️ Xoxo, Rumeysa 😇🙏🏻🫶🏻

Yeni Yılınız Kutlu Olsun 🌸🌲🎀🎄🧧

Merhaba, sevgili muggle'lar ve her türden dostlarım... 🎁🙏🏻 2025'den sağ çıkan şanslılardanız belliki... Yine bir yılı daha sağ salim tamamlayabildik, yine buralardayız. Ne kadar şanslı olduğunuzun farkında mısınız? 🎁🫶🏻😇 Hepimize harikulade yıllar ve ömürler diliyorum.  Sevgilerimle,  Xoxo, R 🙋🏼‍♀️🎊✨️🎀🌲🧧

“Geç Kalmak İçin Henüz Erken... | Kaybedilmiş Potansiyel, Ukdeler, Pişmanlıklar ve İkigaiye Ulaşmak” Yayında!

Merhaba... Siz de bir keşmekeşin, içe oturan hırçın bir saçmalık ağının içinde misiniz?  Bu ara sıra hepimize olur... Vazgeçtiklerimiz, arkamızda bıraktıklarımız, ukdeler, pişmanlıklar ve kaybedilmiş potansiyel hortlak gibi peşimizdedir. Ne zaman soluklanıp ne kadar ileri gittiğimize bakmak için bir durup arkaya baksak, o malum kaybedilmiş potansiyel ve ukdeler hep oradadır. Tıpkı huzursuz bir hortlak gibi.  İşte bu yüzden Operadaki Lamba Cini Podcast’de geçen hafta bunu konuştum... Yeni bölümü hemen dinleyebilirsiniz... Operadaki Lamba Cini Podcast’e 🍎’dan ya da Spotify’dan ulaşabilirsiniz...  Sevgiyle Kalın, olur mu?  Xoxo, Rumeysa

“Toplanın... Ruh Çağırıyoruz! | İçimdeki Çocuğu Nereye Sakladım? Çağırsam Gelir Mi?” Bölümü Şimdi Yayında!

Merhaba, nasılsınız?   Epey oldu değil mi? Keşke buraya sık sık uğrayıp içimi dökebilseydim ama yapamadım, buraya daha önce uğrayamadım ama şimdi elim boş gelmedim, bir şey yapabildim ben! Operadaki lamba cini podcast’de yeni bir bölüm yapabildim!!!  🥳🥳 İçimde garip bir heyecan var... Antoine de Saint-Exupéry “Küçük Prens”i bitirmiş de piyasaya sürecekmiş gibi. Antoine de Saint-Exupéry “Küçük Prens”i bitirmiş ve O’nu Leon Werth'in çocukluğuna armağan edecekmiş gibi... İçimde bir his var, Küçük Prens’i ilk kez okuyacakmışım gibi.  Her ne kadar bu bölümde Küçük Prens’i konuşmasak da, içimde işte böyle bir his var.  Bu bölümü çocukluğuma, çocukluğunuza, çocukluğumuza ithaf ediyorum. Bir çocukluk ne kadar sıradan olursa olsun anılmaya değer, bütün çocuklar sevilip kucaklanmaya değer. İçinizdeki çocuğu kendiniz için kocaman sarıp sarmalayın!  Operadaki Lamba Cini Podcast’e Anchor’dan, Spotify’dan, Apple’dan ulaşabilirsiniz. İyi bayramlar, keyifli dinlemeler ...

Eski Sevgililer Bumerang Mıdır? | İlişki Gurusu Rumy Konuşuyor; Ayrılığın ve Eski Sevgilinin Üstesinden Nasıl Gelinir? Nasıl Unutulur? Arkadaş Kalmalı Mı? Kısaca... Bir Ex'in Ardından Ne Yapmalı?

  Merhabalar... Haziran'ınız nasıl gidiyor? İyi misiniz?  Operadaki Lamba Cini Podcast 'in yeni bölümü yayında. Bu bölümde aşk, ayrılık ve eski sevgililik müessesesini masaya yatırdık. Bir yandan bolca güldük... :)  Yeni bölüme  şuracıktan ,  Spotify 'dan ve Apple Podcast'lerden ulaşabilirsiniz.  Sevgiler... Rumy-

"İyileşmek Yol Almaktır | 2023'de İyileşmek, Kronik Ağrılar, Kış Kampı + Birkaç Tavsiye" bölümü yayında!

Merhabalar... 2023'ün ilk iki haftası geride kalmışken zamanı yeniden sorgular oldum. Zaman adeta tek boynuzlu bir atmışcasına uçup kaçıyor, gören ya da yakalayan varsa söylesin!! :)  Yine de söylemeliyim ki 2023'ün ilk günleri benim için fena değildi. Arkamda kalan odaya o aralık kapıdan gizlice bakabilsem de, içeri yeniden girebilmem mümkün değil ama o odada neler yaptığımı hatırlayabilirim. Ben de 2022 odası ve diğer odalarda neler yaptığımı düşündüm bugünlerde, hatırladığım şeylere gülüyor ve hepsini kucaklıyorum.  Operadaki Lamba Cini podcast'in yeni bölümünde iyileşmeyi konuştum. Yeni yılın ilk kampını da andım elbet.  Yeni yılın ilk kampında kurak kışın buruk soğuğuyla donanmış yere uzanmış, ellerimi başımın altında birleştirip gözlerimi gökyüzüne çevirmişken gördüğüm manzara buydu.  Basit mi? Bence dünyanın en güzel manzarasıydı. Sonra onların habitatına öylece dalıvermişken ve sakince yeşili izlerken, birkaç kuş geldi ayaklarımın dibine,  hoşgeldin der...

Aralık

Merhabalar, Yine bir yıl bitmiş gibi değil mi? Yine bir odadan çıkmak için kapıyı araladık.  Aralıktan sızan ışık umarım hepimize iyilik güzellik getirir. Aralıktan içeriye umarım daima güzel günler sızar ve bizi içine alır.  Size harika bir Aralık diliyorum.  Sevgiler,  Rumeysa Xx

Düşmüş Bir Kadın'dan Geriye Kalanlar; "La traviata"

Operadaki Lamba Cini Podcast'in yeni bölümü sizlerle! Bu bölümde yine sanattan, tüm zamanların en çok sahnelenen operalarından birinden bahsedeceğiz. Ve dolayısıyla bir kitaptan, bir aşk öyküsünden.. Yaşanmış bir aşktan... İster fahişe, ister iffet timsali bir nur yumağı olsun insanın kalbi pompalandığı müddetçe hayata anlam yüklemeye devam ediyor, birini sevmeye devam ediyor. Aşk ne gizemli şey... Kimi seveceğinize, kimin kalbine damla damla akacağınıza (çoğu zaman) siz karar veremiyorsunuz. Hani su akıyor ve yolunu buluyor ya, aşk da damla damla birine doğru akıyor kendi yolunu buluyor, birini sevmek denilen o şey... öyle ya da böyle oluyor işte. Bu bölümde zamanında çok sevilmiş bir kadını konuşacağız, anısı hala yaşayan o kadın... Peki kimdi o kadın?  Bundan 198 yıl önce Normandiya'da bir yerlerde siyah gözlerini Dünya'ya açtı Alphonsine Rose Plessis...  Marie ve Marin çiftinin kızlarından biriydi, annesi kocasının eziyetlerine dayanamayıp kızlarını geride bırakarak evi...

Operadaki Lamba Cini Podcast Trailer

Herkese merhaba, Operadaki Lamba Cini Podcast sizlerle :) Doğa'dan, sanattan, filmlerden, dizilerden, kitaplardan, Harry Potter'dan, kahveden, kamptan... Kısaca canım ne isterse ondan konuşuyorum. Sizi de beklerim :) Operadaki Lamba Cini Podcast'e Apple Podcast'ler den,  Anchor'da n ve  Spotify'dan  ulaşabilirsiniz. Apple Podcast'de, Spotify'da, Anchor'da abone olabilirsiniz, böylece bir sonraki podcast yayınlandığında haberdar olabilirsiniz.  https://anchor.fm/operadaki-lamba-cini https://open.spotify.com/episode/4UMGXU6WoxUXYaZS7aMkGd?si=d7d37a291a9a463c Sevgiler,  Rumeysa x

Bir alışverişkoliğin karadeliği, Diderot etkisi'nin günümüze uzantısı.

Eski alışverişkoliklerden bir alışverişkolik... 18.yüzyıl maddi açıdan pek çok insana kaba davrandı, bu nezaketsizlikten nasibini alanlardan biri de ünlü anti klerikal-düşünür ve yazar Denis Diderot idi. Kendisi döneminin bazı yazarları gibi yoksul düşmüş ve sıkıntı çekmiştir. Bir gün Diderot'un para sıkıntısı çektiğini duyan Çariçe 2. Katerina buna üzülür ve Diderot'a bir iyilik yapmak ister, kendisine 25 yıllık maaş ödemesi yapar ve kütüphanesini satın alır. Artık Diderot için güzel günler kapıdadır, arkadaşlarından biri ünlü düşünüre kırmızı kadifeden gıcır gıcır bir sabahlık hediye eder. Tüm sıkıntılarının geçtiği anda Diderot o nefis kırmızı sabahlığıyla etrafta dolaşır, masasına oturur, bir eski püskü masasına bir de güzel sabahlığına bakar. Üzerindeki sabahlıkla uyum gösteremeyen masayı kendine yakıştıramaz, derhal masayı değiştirmek ister. Masadan sonra resimleri, duvar halılarını, koltukları, sandalyeleri... Kısaca evindeki her şeyi baştan aşağı değiştirir. Çektiği onc...

ekim...

Çıtırdayan yapraklar, ıslak gökyüzü mevsimi, hoşgeldin... BONUS TRACKS! Puslu sonbahar günleri harikadır, bazı şarkılarla daha güzel olur... Mutlu bir gününüz olsun. rumy xoxo

Küçük Prens sinemalarda!!!

''Senin gezegenindeki insanlar'' dedi Küçük Prens. ''Tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yinede aradıklarını bulamıyorlar...'' ''Evet bulamıyorlar '' diye yanıtladım onu. ''Halbuki,aradıkları tek bir gülde ya da bir yudum suda olabilir.'' ''Haklısın'' dedim.Bunun üzerine küçük prens şöyle dedi: ''Ama gözler gerçeği görmez ki.Yüreğiyle aramalı insan.'' “Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de, hiç arkadaşları olmaz. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!” “Ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens. “Çok sabırlı olman gerekiyor. Önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. Ben gözümün ucuyla seni izleyeceğim, sen hiçbir şey söylemeyeceksin. Sözcükler yanlış anlamalara neden olurla...

Operadaki Lamba Cini 4 Yaşında!!!

Vay canına! Bu bloğun 4. yaş gününü kutlayacağımı hiç düşünmemiştim :) Şimdiyse içimi döktüğüm bu lamba cin'li blog 4 yaşına girdi! 4 yılda neler değişti..  Herşey gönlümce olsun o zaman. xoxo r

Mükemmel mi?

Mükemmel şeylere sahip olmak için önce neyin mükemmel olduğuna karar vermek lazım.  Asla mükemmel arayışına girmeyin. O kendiliğinden gelir sizi bulur. Etrafımda binlerce insanın koşturup durduğunu görüyorum. Kimi iyi niyetle, kimi çılgınca sebeplerle eğlence peşinde kimi de yaşadığı gezegene ihanet etmek için var gücüyle kötü adam'lık oynamakta. Herşeyi kenara bırakıp nefes almak gerek. Bazen mükemmel anlar bizi çevrelediği halde bir türlü göremeyiz. Geçen kıştan beri tek bir post bile yazmadığımı fark ettim. Bu süreçte neler oldu neler bitti anlatmak güç. Sadece posttan da anlaşılacağı üzere mükemmelliğin anlamına varıyorum yavaş yavaş. Siz ne kadar çaba sarf ederseniz edin, ne denli dilerseniz dileyin herşey olacağına varıyor. O bulutlar illa gökyüzünde dönüyor,  o oksijen illa ciğerlere doluyor, o kuşlar illa bir yerlerde ötüyor , o tatlı çocuklar hala gülüyor.  Kısa ve öz haliyle hayat bu işte. Bir su ne kadar laminer akarsa o kadar durağanlaşır. Bir hava ne kadar...

Babam...

HAPPY BIRTHDAY DADDY!!!  heart ifade simgesi 02.14.1960 -∞ Seni öyle ozledim ki! Soyleyecek milyonlarca şey var fakat zihnimdeki hicbir soz ne sana olan sevgimi ne de ozlemimi ifade edemez...Seni kalbimizde , ruhumuzda ya da dualarımızda yaşatamasaydık işte o zaman gerçekten ölmüş olurdun. Sen daima bizimlesin. Hiçbir yere gitmedin, yalnızca boyut değiştirdin baba. Ömrümüzün bundan sonraki kısmında sana sarılıp kokunu içime çekmeme müsaade etmeyen GBM 'ye ebediyete d ek kufredecek olsam da senin her anına şahitlik edebildiğimiz için çok mutluyuz. Benimle birlikte, pazar kahvaltılarında izlediğimiz vahşi batı filmleri ve yine ağzımız açık izlediğimiz uzay belgeselleri de yetim kaldı. Seni ve herşeyini özlüyorum. Buna hala inanamıyorum bazen kendime ''İnanamıyorum ya! Babam öldü!'' diyorum ve gözlerimden Niagara'lar boşalıyor. Seninle kısa bir ömür geçirebilmek çok trajik gibi görünse de birlikte gecirdigimiz her an için şükürler olsun  heart ifade simge...

hayır baba

Keşke buna engel olabilseydim. Avuçlarımdan kayıp gidecek olman, ruhumda koca bir delik açacağını bilmeme rağmen kurşunların önüne atlamak gibi çılgın bir durum. Oysa sen bizim tarafımızca algılanan hüzne rağmen AK-47 ye karşı kollarını açmış bir kahraman gibi karşıladın bunları. Tüm bu deli saçması şeyleri selamladın, eyvallah dedin. Seni şimdiden özledim. Zaten her zaman özlüyordum, sana doyamamış bir çocuğa arkanı dönüyorsun. Beni oluşturan şeylerden biri sen olmana rağmen sanki hiç doyamadık ve şimdilerde ben gidişini izliyor gibiyim. Minik parçasına sırtını dönen bir 'bütün' gibi davranma. Gözünü seveyim gitme. Asla evlenmeyeceğime kani olmama rağmen düğünümde ilk dansımı seninle yapmak istediğimi söylediğimde nasıl gülüyordun hatırlıyor musun? Seni çok sevdiğimi bilmeni isterim baba, biliyorum biliyorsun. Unutman hiçbir şey değiştirmez. Kum saatine karşı yarışıyoruzya hani, ne olur onu geri çevir de her şey eskiye dönsün be baba. Ya da bırak zaman aksın, biz akalım, ölü...

hayat ateşi ❤

Çam kokusu sinmiş orman içime serin nefesini üflerken ciğerlerim mis gibi bir ferahlıkla doldu. Ağaçlar kocaman, toprak her zamanki gibi harikulade. Sabah yeşilliğinin serinliğiyle yanıbaşımızdaki ateşin romantik düellosu eşliğinde ferah bir çıtırtı yayılıyor etrafa. Ateş kokuyor, öyle güzel kokuyor ki sanki kendine has karakteristik bir kokusu var. Ruhum yeşili, hayatı, yakınında olsam da özlediğim huzuru adeta absorbe ediyor. Ve tüm bu güzel doğa kokularının yanı sıra kupa dolusu kahvelerin canlandırıcı enerjisi  ❤ İşte buna hayat diyoruz!  Ve hayat toprak kadar şahane, doğal, mis gibi ve cömert..  ❤   Yeşilden, ormandan, ateşten, doğadan, kendinizden ve içinizdeki hayat aşkından, aşk ateşinden uzak kalmamanız dileğiyle... -Rumy xoxo  ❤  

Atlı karınca aşkına!

      En son ne zaman atlı karıncaya bindiniz? Ya da en son ne zaman bir atlı karınca gördünüz? Muhtemelen şöyle bir durup düşündünüz ve hatırlayamadınız değil mi? Luna parklarda ya da modern alışveriş merkezlerinin eğlence salonlarında duran ve keşfedilmeyi bekleyen bu dünya tatlısı şeyleri size bir hatırlatmak istedim. Atlara aşık olduğumu en güzel örneklerinden biri olan Akhal Teke ile  burada  da anlatmıştım ancak böyle güzel bir örneği keşke daha önce vermiş olsaydım diyorum. Çünkü atlı karıncalar bence hem başarıyla tasarlanmış düzenekler, hem de güzeller güzeli bir görsel şölen sunan müthiş sanat eserleri. Mesela yukarıdaki atlı karıncaları ele alalım, sahiden de hepsi çok hoş! Işıl ışıl olmaları yanı sıra, atların her biri üzerindeki özgün figürler, capcanlı renkler-desenler insanın gözünü kamaştırıyor. Sanki ufak bir alana hakim kişisel birer mutluluk karnavalı gibiler. Bana k...

Güz

Kapıya doğru yürüyorum, ayaklarım toprağa değdikçe soluk benizli yaprakların çatırtısı içimi kavuruyor. Yaprakların yakıcı uğultusu.. Hep ben mi parçalıyorum kurumuş ölü sarısı gövdenizi, hep ben mi ezip geçiyorum? Yoksa ayaklarıma kapanmak için mi sararıp soldunuz? Allah bilir bu kaçıncı güz .. Dışarıda bekleyen kocaman ruhlar, geriye kalan son birkaç adım ve kapıya ulaşmak adına ezdiğim yüzlerce yaprak... Yine mi mevsimlerden güz?      Rumeysa-