Ana içeriğe atla

Translate

"Beş Dakikaya Oradayım!" Podcast Trailer!


Merhabalar... 
Benim bir haberim var!


Siz de benim kadar başka ülkelerin öykülerini, farklı kültürleri ve seyahati seviyor musunuz?  Kim sevmez ki? Seyahat asla bir lüks değildir bana göre, eminim size göre de öyle. İnsanın istediği zaman istediği yere gidebilmesi sadece belirli ülkelerin vatandaşlarının ayrıcalığı hiç değildir... Asla öyle olmamalıdır ama öyle... Seyahat insan hayatı için olmazsa olmaz bir ihtiyaçtır bence. 
Türkiye'de doğmuş bir dünya vatandaşı olarak dünyanın her köşesini keşfetmek için yanıp tutuşuyorum. Dünya'nın başka yerlerindeki bambaşka insanların yaşamlarını tanımak, onları anlamak, kültürlerini, inancını, mizacını, bakış açısını keşfetmek beni çok heyecanlandırıyor. Sizle birlikte gerçekten bir uçağa atlayıp seyahat etmeyi çok isterdim ama sizinle bir yolculuğa çıkmanın, sizi yanımda götürmenin en iyi yolu bir podcast yapmaktı; Sadece ülkeleri konuşacağımız bir podcast! 
O yüzden bir Operadaki Lamba Cini Podcast spin-off'u yapmaya karar verdim. Adı da Beş Dakikaya Oradayım! :)

Beş Dakikaya Oradayım!'da görüşürüz.. Umarım birlikte yapacağımız ufak yolculuklar hoşunuza gider.

Beş Dakikaya Oradayım! Çok çok yakında... 



Sevgilerimle,
Rumeysa x
 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

“Geç Kalmak İçin Henüz Erken... | Kaybedilmiş Potansiyel, Ukdeler, Pişmanlıklar ve İkigaiye Ulaşmak” Yayında!

Merhaba... Siz de bir keşmekeşin, içe oturan hırçın bir saçmalık ağının içinde misiniz?  Bu ara sıra hepimize olur... Vazgeçtiklerimiz, arkamızda bıraktıklarımız, ukdeler, pişmanlıklar ve kaybedilmiş potansiyel hortlak gibi peşimizdedir. Ne zaman soluklanıp ne kadar ileri gittiğimize bakmak için bir durup arkaya baksak, o malum kaybedilmiş potansiyel ve ukdeler hep oradadır. Tıpkı huzursuz bir hortlak gibi.  İşte bu yüzden Operadaki Lamba Cini Podcast’de geçen hafta bunu konuştum... Yeni bölümü hemen dinleyebilirsiniz... Operadaki Lamba Cini Podcast’e 🍎’dan ya da Spotify’dan ulaşabilirsiniz...  Sevgiyle Kalın, olur mu?  Xoxo, Rumeysa

“Kozmik Bebeğim Bob Dylan...” yayında!

Merhaba muggle aleminin sevgili sakinleri... Operadaki Lamba Cini Podcast için yeni bir bölüm yayınladım! Bir ozan, şair, ressam, baba, dede, radyo dj’i, pek çok şiir kitabının, otobiyografinin, sayısız şarkının yazarı,bestecisi... Oscar ve Nobel ödüllü söz yazarı, harika bir müzisyen... Rumy için ise kozmik bebeği, paralel evrendeki kocası, kuzu kafalısı, biricik Bob Dylan’ı... Bu bölümde geçtiğimiz Mayıs’ta 83. yaşına giren ama Rumy için yaşı hep 24 olan üstadın, Bob Dylan’ın geçmiş doğum gününü ve yaşamını kutluyoruz... Ayrıca “birazcık” Dylan fantezisi yapıyoruz...   İyi ki doğdun Bob Dylan... 🎊

So Hyang'cılar burada mı? Günün şarkısı bana gelsin.

Hey...  Nasılsınız? Bu posta denk geldiğinizde gününüz nasıl geçiyordu acaba... Umarım hayat size nazik davranıyordur ve her şey yolundadır. Misty'nin tüm zamanların en en en güzel şarkılarından biri olduğuna eminim ama onu So Hyang'dan dinlemek sanki bir melek omzunuza oturmuş da sizin için Misty söylüyormuş gibi hissettiriyor. :) So Hyang'ın müzik kariyeri uzuuuuun yıllara dayansa da benim küçük dünyama dahil oluşu son 5-6 yıl içinde oldu. Emre Yücelen'in So Hyang'la ilgili bir analizine denk gelmiştim galiba ve o günden sonra da dinlemeyi bırakamadım. So Hyang öyle tatlı bir insan kiiiii! Mütevazi, iyi kalpli ve son derece ayakları yere basan bir sanatçı :) Umuyorum ki bana da, bize de birgün O'nu canlı dinlemek ve bulutlarda uçmak nasip olur :)  Şimdi bunları okurken bir yandan So Hyang'ın nefis sesini dinliyorsanız ve kendisiyle ilgili daha çok fikir sahibi olmak istiyorsanız Emre Yücelen'in Stüdyo Sohbetleri'ne bakabilirsiniz, So Hyang ile Kore...