Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Translate

Güz

Kapıya doğru yürüyorum, ayaklarım toprağa değdikçe soluk benizli yaprakların çatırtısı içimi kavuruyor. Yaprakların yakıcı uğultusu.. Hep ben mi parçalıyorum kurumuş ölü sarısı gövdenizi, hep ben mi ezip geçiyorum? Yoksa ayaklarıma kapanmak için mi sararıp soldunuz? Allah bilir bu kaçıncı güz .. Dışarıda bekleyen kocaman ruhlar, geriye kalan son birkaç adım ve kapıya ulaşmak adına ezdiğim yüzlerce yaprak... Yine mi mevsimlerden güz?      Rumeysa- 

Yağmurun Sundukları..

 Son bahar mizacına yakışır bir üslupla gökyüzünü ıslatmaya başladı bu günlerde. Dışarıdaki ıslak hava ve cama vuran yağmurun nefis parçacıkları eşliğinde kahve içme ve cennetin kapısını aralama zamanı geldi. Cennet , kitaplardaki o tatlı ''Times New Roman'' satırlardan iç dünyamıza akan bir düş buğusu adeta. Bu romantik sonbahar yağmurlarına yakışır düşler görmek gerek. Gözlerim satırları süzerken kahvemi içip bana fon müziği yapan o yağmurun tadına varmak istiyorum. Sonbahar da diğer tüm mevsimler gibi şaşaalı içsel huzur makineleri olan kitapları sunuyor bize. Evet, şükürler olsun ki yağmur yağıyor şimdi. xoxo Rumeysa.

☀☀ Gün Olur Asra Bedel ☀☀

  Birkaç gün önce dostlarımla uçtuk, kaçtık, nefes aldık. Sanki bambaşka bir hayatta binlerce güzel ömür yaşadık. 'Gün olur asra bedel' çünkü zaman sonsuzluğu içindeki 24 saatlik bir dilimde biz adeta daha bir var olduk, daha bir mutlu olduk. Yedik, içtik, yüzdük, oynadık, korktuk. 24 saatte yapılabilecek ne varsa yaptık. Sofralara oturduk, sofralarda muhabbetler kurduk. Nitekim ruhumuz kanatlanıp kelebek gibi uçtu güzel bir bahçeye kondu. O bahçe içinde öyle mutlu olduk ki... Gün asra bedeldi ve bitti. Anılar o fotoğraflarda ve kalplerimizde kaldı. Sizi çok seviyorum kızlar! Böyle güzel ve sonsuz anılar sizin kalbinize de uğrasın.. Xoxo. Rumeysa

Operadaki Lamba Cini 2 yaşında

      O an, bir blog açmaya karar verdiğim an aklımdan tam olarak ne geçiyordu bilmiyorum. Galiba içimi dökmek istedim. İyi ki istemişim. 2 sene çok çabuk geçti. Ve ''Operadaki Lamba Cini'' 2 yaşında ...Okuyan gözlerinize sağlık.                        Teşekkürler.        Xoxo.      ru.

🌺🌷🌸💐🌺🌷🌸💐🌺🌷🌸💐

Ramazanın ruhunu idrak edebilmemiz dileği ile... Sevgiler, xoxo ru.

çekim yasası

Neden aşık oluruz? Bu soruyu sorduk mu kendimize? Belki de sormadık. Birbirinden yakışıklı adamlar ve göz kamaştırıcı kadınlar, hepsi karadelik gibidir. Uzaktan bakmaya dayanamaz yakınlaşırsınız olay ufkuna girdiğinizdeyse sizi içlerine hapsederler. Kaçamazsınız. İş işten geçmiştir. Bunun adı çekim yasası. Güzelliğin çekim gücü bizi kükürt ve demir tozu gibi birleştirir. Bu güzel kadınlar ve yakışıklı adamları gördüğümüzde adeta Stendhal sendromuna kapılıp gideriz. Peki neden? Neden hep güzel arayışındayız? Standartların altında, altın oranla alakası olmayan yüzü Picasso tabloları gibi olan birine neden aşık olmayız?  Cevap ?? Cevabı ben bulamadım. Belki de tek sebep ruhlar aleminde yaşamamamız, kabuklarımız olan bedenlerimizle dış dünyada var olmamız ve fani oluşumuzla genlerimize işlenmiş olan sevimli acizliğimiz. Evet belki de sebep bu.  Peki sonra ne olur? Huyunu suyunu bilmeden salt yakışıklı ve güzel oldukları için tapındığımız insancıklar birden bire yok ...

karanlık

          Karanlık giderek büyüyor,  parçalanan umutların kırıkları ayaklarımın altında.. Şimdi fırtınadan geriye kalan  iliklerimi kemiren kuru soğuk rüzgar. Karanlığın içinde adım atıyor yalnızlık. Sisli ağaç dallarından gelen  fısıltılar ağacın çeperinden değil, onların uğultusundan. Koşuyorum, koştukça ayaklarım donuyor, nefesim kesiliyor. Uğultular peşimi bırakmıyor ve giderek artan şiddeti ile hırçın bir giyotin gibi düşlerimi parçalıyor. Ölüm gibi sessizliğe kapılıyorum. Konuşmak yok düşünmek yok. Koşmaktan vazgeçip duruyorum. Buz gibi rüzgarların sarıldığı soğuk zeminin bedenimi bağrına basmasını bekliyorum. Beni içine çeken beton gibi soğuğum şimdi. Öylesine soğuk, öylesine hissiz... Rumeysa-