Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Translate

Korecanlar burada mı? Son Ye-Jin aşkına! En güzel filmleri ve dizilerini konuşuyoruz :))

Sevgili Korecanlar, burada mısınız? :))  Ben buradayım ve yüzümdeki kocaman sırıtışla bu postu yazıyorum :) Siz de gülümsemeye başladıysanız Son Ye-Jin'i muhtemelen benim kadar seviyorsunuz. :) Son Ye-Jin'in hayatını ya da rol aldığı tüm yapımları uzun uzun konuşmaya gerek yok.  Aslına bakarsanız rol aldığı her şeyi izlediğimi söyleyemem :) Fakat en favori Kore'li kadın oyuncum olduğunu söyleyebilirim. Kendisini genel olarak herkes pek bir seviyor, bu sevginin sebebi minnoş sevimliliği, güzelliği, yeteneği ve karakteri elbette :) Son Ye Jin'in güzel bir kalbi olduğunu düşünüyorum ve ömrünün de kendisi gibi güzel olmasını diliyorum, umarım gamzesinde uykuya dalınası taşşşş Hyun Bin ile ve doğmak üzere olan çocuklarıyla uzun ve güzel bir ömürleri olur :) Son Ye Jin'in pek çok güzel filmi var fakat ben şuan sadece üç tanesini paylaşmak istiyorum!  * Haftanın ilk Son Ye-Jin filmi, Klasik !!!! 2003 Ablama sorsak şuan size bunun en sevdiği romantik Kore filmi olduğunu söy...

Yağmurlu gün mahmurluğu ve Nicholas Sparks filmleri

Hey, sevgili muggle'lar ve büyücüler... Eylül'e ve yağmurlu günlere çok teşekkürler. Yağmurlu günlerde yatağınızdan çıkmamak, sıcacık evinizde kalıp(!) (----sanki hiç iş/ders yok, ya da pandemi yüzünden çok gezebiliyoruz da---) film izlemek ve kısaca kategorize etmek gerekirse birkaç romantik film izlemek istiyorsanız Nicholas Sparks filmleri tam size göre. :)  Nicholas Sparks bir aktör ya da yönetmen değil, kendisi bir yazar ama filmlere uyarlanan o kadar çok kitabı var ki Hollywood filmlerinin romantik film açığını (böyle bir açık varsa...) kendi başına kapattığını söyleyebiliriz. Üretkenliği ve başarısı açısından kendisine 21. yy'ın Amerikan edebiyatının ve Hollywood'un JK Rowling'i diyebiliriz. Hadi son yıllara damga vurmuş birkaç Nicholas Sparks adaptasyonu güzelliğe göz gezdirelim...  Muhteşem göl manzaraları, su üstünde süzülen bir kayıkta geçen romantik, çekingen ya da hüzünlü anlar, pastoral romantizm, güneyli cazibesi, geri dönmek.. :) Nicholas Sparks kita...

Operadaki Lamba Cini 10 yaşında

Hey... Ben geldiiiiim! Doğrusu inanılır gibi değil. Yıllar sanki büyük alışveriş indirimi için sırada bekleyen, kapı açılır açılmaz içeri hücum eden insan kalabalığı gibi aceleci. Dur yahu! Bu ne acele cadaloz? Otur dinlen, bir hasbihal edelim, soluklanalım, nasılsın diye sor... Ama yok, illa hızla gelip geçecek, arkasında anılardan, kahkalardan ya da kalp kırıklarından oluşan bir iz bırakacak. Ne yapalım canım... Demek ki böyle olması gerekiyor cicim diyerek gülümseyip devam edelim :) Uzuuuuuun boşluklar, bitmezcesine verilen aralar, yaşam savaşı, galibiyetler, mağlubiyetler, belleğime eklenen taze kelimeler derken sahiden on yıl geçmiş. Bu on yılda ne mi oldu? Mesela ben bilgisayarın başına oturup bu bloğu yazmaya başladığımda dolar 1.74 TL'ydi :) Korona'ymış Kripto'ymuş tüm bu K'lardan bihaberdik. Yine dert edip kendimizi epeyce bunaltacak şey bulurduk ama şuan yaşadığımız distopik günlerden çok uzaktık... Yarın ne olur bilmiyorum, bilen varsa söylesin. Şimdilerde ...

ekim...

Çıtırdayan yapraklar, ıslak gökyüzü mevsimi, hoşgeldin... BONUS TRACKS! Puslu sonbahar günleri harikadır, bazı şarkılarla daha güzel olur... Mutlu bir gününüz olsun. rumy xoxo

Küçük Prens sinemalarda!!!

''Senin gezegenindeki insanlar'' dedi Küçük Prens. ''Tek bir bahçeye beş bin gül dikiyorlar ama yinede aradıklarını bulamıyorlar...'' ''Evet bulamıyorlar '' diye yanıtladım onu. ''Halbuki,aradıkları tek bir gülde ya da bir yudum suda olabilir.'' ''Haklısın'' dedim.Bunun üzerine küçük prens şöyle dedi: ''Ama gözler gerçeği görmez ki.Yüreğiyle aramalı insan.'' “Sadece evcilleştirdiğin kişiyi anlayabilirsin” dedi tilki. “İnsanlarınsa hiçbir şeyi anlayacak vakitleri yoktur. Her şeyi dükkandan hazır alırlar. Ve arkadaşlar dükkanlarda satılmadığı için de, hiç arkadaşları olmaz. Eğer bir arkadaşın olsun istiyorsan, evcilleştir beni!” “Ne yapmam gerekiyor peki?” diye sordu küçük prens. “Çok sabırlı olman gerekiyor. Önce çimenlerin üstüne, biraz uzağıma oturmalısın. Ben gözümün ucuyla seni izleyeceğim, sen hiçbir şey söylemeyeceksin. Sözcükler yanlış anlamalara neden olurla...

Operadaki Lamba Cini 4 Yaşında!!!

Vay canına! Bu bloğun 4. yaş gününü kutlayacağımı hiç düşünmemiştim :) Şimdiyse içimi döktüğüm bu lamba cin'li blog 4 yaşına girdi! 4 yılda neler değişti..  Herşey gönlümce olsun o zaman. xoxo r

Mükemmel mi?

Mükemmel şeylere sahip olmak için önce neyin mükemmel olduğuna karar vermek lazım.  Asla mükemmel arayışına girmeyin. O kendiliğinden gelir sizi bulur. Etrafımda binlerce insanın koşturup durduğunu görüyorum. Kimi iyi niyetle, kimi çılgınca sebeplerle eğlence peşinde kimi de yaşadığı gezegene ihanet etmek için var gücüyle kötü adam'lık oynamakta. Herşeyi kenara bırakıp nefes almak gerek. Bazen mükemmel anlar bizi çevrelediği halde bir türlü göremeyiz. Geçen kıştan beri tek bir post bile yazmadığımı fark ettim. Bu süreçte neler oldu neler bitti anlatmak güç. Sadece posttan da anlaşılacağı üzere mükemmelliğin anlamına varıyorum yavaş yavaş. Siz ne kadar çaba sarf ederseniz edin, ne denli dilerseniz dileyin herşey olacağına varıyor. O bulutlar illa gökyüzünde dönüyor,  o oksijen illa ciğerlere doluyor, o kuşlar illa bir yerlerde ötüyor , o tatlı çocuklar hala gülüyor.  Kısa ve öz haliyle hayat bu işte. Bir su ne kadar laminer akarsa o kadar durağanlaşır. Bir hava ne kadar...