Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Translate

Turan'ın Kızı ve İsimsiz Bir Prens'in Bilmece Gibi Aşkı; "Turandot" bölümü yayında!!

Merhaba millet! Operadaki Lamba Cini podcast'in yeni bölümü yayında! Umut, Kan ve Turandot...  Turandot neydi? Kimdi? Bilmecelerini kim bilecekti? Umut mu kazanacaktı... Yoksa prenses mi?   Sahi kimdi o isimsiz prens?   Turandot'un içinize işleyecek soğuğuna karşı, ismi olmayan bir yabancının umuduyla ısınmaya hazır mısınız? Bu bölümde Rumy, sizi de yanına alıp epey uzaklara, Çin'e gidiyor. Yol üstü Turandot'un öyküsünün tohumlarının atıldığı Pers coğrafyasına uğruyor, oradan asırlara, asırları aşıp kıtalara, kitap ciltlerine, tiyatro sahnelerine, opera sahnelerine, Puccini'nin son operası ve ölümsüz eseri olan Turandot'a dokunuyor...  Yeni bölüme  buradan ,  şuradan  ya da Apple podcast'lerden ulaşabilirsiniz! Sevgiler,  Rumeysa Xx

"Harry Potter'ı Neden Bu Kadar Çok Seviyorum? Nereden Geliyor Bu Sihirli Sevgi? " bölümü yayında!

Merhaba Gryffindor'lar, Hufflepuff'lar, Slytherin'ler, Ravenclaw'lar...  Merhaba mugglelar ve daima muggle kalanlar...  Operadaki Lamba Cini Podcast'in yeni bölümü yayında... Bu bölümde kitaplara olan aşkımdan, HP'a olan devasa sevgimden, anılarımdan, hissettiklerimden konuştum.  Bu bölüm içindeki büyüyü kaybetmeyen büyüklere, gençlere ve çocuklara gelsin... :) Yeni bölüme Apple Podcast'lerden,  Spotify ya da Anchor'dan  ulaşabilirsiniz.  Sevgiler, Rumeysa x

"Kahve Üstü Doğa Sohbeti | Milyon Dolarlık Kamp Lezzetleri, Annem'den ve Serdar Kılıç'dan Öğrendiklerim..." Yayında!

Merhaba Sevgili Muggle'lar,  Operadaki Lamba Cini Podcast'in yeni bölümü yayında! Bu bölümde baş döndürücü güzelliğiyle aklımı başımdan alıp beni Stendhal sendromu'na yakalatan son kampımdan, atıştırmalıklardan, kamp ateşinden konuştuk. Doğa'yı ve evreni sevgiyle öpüp koklamamı sağlayan annem'den ve daha önce pek çok kez bahsettiğimiz Sevgili üstad Serdar Kılıç'dan bahsettik.  Ve bazı komik kamp anılarımdan bile konuştuk! :))  Yeni bölüme Apple Podcast'lerden,  Spotify'dan  ya da  Anchor'dan  ulaşabilirsiniz.  Hepinize harika bir haftasonu diliyorum! Sevgiler, Rumeysa- Xx

Aralık

Merhabalar, Yine bir yıl bitmiş gibi değil mi? Yine bir odadan çıkmak için kapıyı araladık.  Aralıktan sızan ışık umarım hepimize iyilik güzellik getirir. Aralıktan içeriye umarım daima güzel günler sızar ve bizi içine alır.  Size harika bir Aralık diliyorum.  Sevgiler,  Rumeysa Xx

Kız başına kamp olur mu?

Merhaba muggle'lar ve daima muggle kalanlar... :)  Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki her şey bir ekrana sığmış durumda. Her şey like'lardan repostlardan retweetlerden ibaretmiş gibi görünüyor. Sahiden öyle mi? Bence hayır, inanıyorum ki sizce de hayır.  Bilgisayarların, tabletlerin, telefonların, akıllı saatlerin, banka hesaplarının, tüm o havasız plazaların, masabaşlarının, kriptolarla dolup taşan soğuk cüzdanların, pandemiyle birlikte daha da zenginleşen multizenginlerin, ekonomisizlikle eriyip tükenen orta sınıfın ve herkesin ötesinde çekilen sıkıntıların, enflasyonun, stagflasyonun, kredilerin, ihtiyaç bile olmadığı halde alınması gerekiyormuş gibi manipüle edildiğimiz tüm o saçma şeylerin, artan emtia ve bilumum şey fiyatlarının, temel ihtiyaç olduğu halde ucuzunu bulmak için iki saat aradığımız gereksinimlerimizin, yaşamımızın ortasında kara delik gibi öylece duran samimiyetsiz mecburiyetlerin, bize dayatılan düzenin ve düzensizliğin...; kısaca bize zevk veren anların, peşin...

Düşmüş Bir Kadın'dan Geriye Kalanlar; "La traviata"

Operadaki Lamba Cini Podcast'in yeni bölümü sizlerle! Bu bölümde yine sanattan, tüm zamanların en çok sahnelenen operalarından birinden bahsedeceğiz. Ve dolayısıyla bir kitaptan, bir aşk öyküsünden.. Yaşanmış bir aşktan... İster fahişe, ister iffet timsali bir nur yumağı olsun insanın kalbi pompalandığı müddetçe hayata anlam yüklemeye devam ediyor, birini sevmeye devam ediyor. Aşk ne gizemli şey... Kimi seveceğinize, kimin kalbine damla damla akacağınıza (çoğu zaman) siz karar veremiyorsunuz. Hani su akıyor ve yolunu buluyor ya, aşk da damla damla birine doğru akıyor kendi yolunu buluyor, birini sevmek denilen o şey... öyle ya da böyle oluyor işte. Bu bölümde zamanında çok sevilmiş bir kadını konuşacağız, anısı hala yaşayan o kadın... Peki kimdi o kadın?  Bundan 198 yıl önce Normandiya'da bir yerlerde siyah gözlerini Dünya'ya açtı Alphonsine Rose Plessis...  Marie ve Marin çiftinin kızlarından biriydi, annesi kocasının eziyetlerine dayanamayıp kızlarını geride bırakarak evi...

Deliliğin dağlarında gezen bir kız, "Lucia Di Lammermoor."

Merhaba muggle'lar, ev cinleri, tek boynuzlu atlar! Merhaba mugglelar ve daima muggle kalanlar... Ah size de merhaba ruh emiciler ve ölüm yiyenler! Bu postu okurken bir yandan da   podcast yayınını Apple Podcast'lerden,  Spotify'dan ,  Anchor'dan  hemen şuan dinleyebilirsiniz!   Nasılsınız? Umarım iyisinizdir :) Geçen hafta opera' yla ilgili bir yazı dizisine başlama kararı alınca hız kesmeden devam etmek istedim! Yayyy! Ve en en ennnn sevdiğim operayla konumuza devam etmek istiyorum. Lucia Di Lammermoor 'la. Kısaca söz etmek gerekirse Gaetano Donizetti 'nin üç perdelik trajik operası, Sir Walter Scott 'un Lammermoor Gelini isimli kitabından uyarlandı, İtalyanca librettosunu Salvatore Cammarano yazdı, galası da 1835'de Napoli'de yapıldı. 1835!!! Nerdeyse 200 yıl önce...  Zaman ne hızlı değil mi?  Zaman öyle hızlı ki, ben şuan burada oturmuş bunları yazarken bu Dünya'dan Janet Dalrymple isimli bir kızın geçip gittiğini neredeyse kimse hatı...